29 Mart 2017 Çarşamba

"ULUSAL VE ULUSLARARASI TERÖRİZMİN GELECEĞİ" Dr. Nejat Tarakçı Jeopolitikçi ve Stratejist

ULUSAL VE ULUSLARARASI TERÖRİZMİN GELECEĞİ
Dr. Nejat Tarakçı
Jeopolitikçi ve Stratejist
ntarakci@gmail.com
Giriş
Bugün ülkemizde en az 15 yaşında olanlar hem ulusal hem de uluslararası terörün ne olduğunu iyi bilirler. Terör, tarifi ve her kesimden insana ne zaman acı vereceği belli olmayan bir olgudur.
Yeni Dünya Düzeni veya küresel ekonomik sistem toplumsal dayanışmayı zayıflatırken, bireysel rekabeti üst düzeye çıkardı. Gelir dağılımı had safhada bozuldu. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve işsizlik tüm dünya toplumlarında büyük sarsıntılar yarattı. Avrupa’nın insan odaklı sosyal devlet anlayışı yıkıldı. Ortak toplumsal değerlerle bütünleşen insana has; özgürlük, acıma, sevgi, dayanışma, paylaşma, direnme, mücadele ruhu gibi özellikler büyük ölçüde kayboldu. Çalışanlar için çoğu yerde gizli bir angarya var. İşini kaybetme korkusu, bir kişinin birkaç kişinin işini yapmasını ve çalışma saatlerinin uzamasını kabul edilebilir hale getirdi. Bütün dünyada işçi sendikaları işlevlerini kaybetti.  Çünkü devletler de buna zorlandı. Uluslararası sermaye, ucuz işgücü pazarları ile satın alma gücü yüksek pazarlar arasında mekik dokuyor.  New York’ta telefonla verilen pizza siparişinin Yeni Delhi’den, İstanbul’da verilenin ise Erzurum’dan alındığı dijital çağda insan hayatta kalmak için her şeye katlanmak zorunda bırakılıyor. Amerika ve Avrupa devletleri bu sosyolojik travmayı nasıl düzelteceklerini tartışıyorlar. Yani, artık kapitalizm tartışılıyor. Bu ekonomik düzensizliğin uluslararası terörizmin esas nedenlerinden biri olduğunu ileri sürenler de var. Sistem, politik ve toplumsal liderliği de tasfiye etmiş durumda. Terör neticede temel olarak insan faktörüne dayanmaktadır. İnançsal, finansal, ideolojik faktörlerle aldatılmış, zorlanmış, ikna edilmiş insanlar bireysel veya organize bir terör örgütüne dönüşebiliyorlar. Terörün tarifi olmadığı için teröre bulaşanlar bunları kullanan veya bunlardan çıkar sağlayan siyasi aktörlerce terörist, özgürlük savaşçısı, milis veya yerel muhafızlar olarak adlandırılabilmektedir.  Sonuçta dünyamız küresel bir tehdit altına girmiştir. Bu tehdidin daha ziyade neden ABD ve Batı coğrafyalarında faaliyet gösterdiğini iyi analiz etmek gerekir. Terörün en büyük etkisi ülkelerin ve halklarının yaşam kalitesini ve gelecek planlarını olumsuz yönde etkilemesidir. Türkiye 100 milyar dolara yakın kaynağını terörle mücadeleye harcamıştır.[1] Bu parayla Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) tamamlanabilirdi. Bugün Türkiye’nin karşısında sadece ulusal çapta mücadele edilen PKK terör örgütü değil aynı amaca hizmet eden onun türevleri ve diğer uluslararası çapta faaliyet gösteren terör örgütleri de bulunmaktadır. ABD’ye ve AB’ye ilave olarak NATO, BM’ler AGİT gibi kurumsal ve hukuki alt yapıya sahip örgütlerin de pasif durumda kalması, dünyamızı jeopolitik bir durgunluğa (resesyona) sokmuştur. Bu nedenle paralı askerler, terör örgütleri, asker benzeri kuvvetler öne çıkmıştır.
Terör Örgütleri Neden ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Bireysel veya organize bir terör örgütünün ortaya çıkmasında birçok sebep vardır. Ancak terörün esas kaynağının insan olduğu dikkate alındığında olayın kökenine sosyolojik, kültürel, ideolojik ve ekonomik faktörler yönünden yaklaşmak gerekir.
Ulusal Çaptaki Terör Faaliyetlerinin Nedenleri
Ülkeler, kuruluşlarından itibaren kendi anayasaları çerçevesinde halklarının refah ve mutluluğu ve ülkelerinin bekası için süratle kalkınmaya çalışırlar.  Rejimlerinin tipine göre bu faaliyetler halklar arasında farklılıklar yaratabilir. Bu bağlamda ulusal çaptaki terör faaliyetlerinin oluşumu temelde iki nedenle ortaya çıkar.
·        Ülke içinde yönetimsel, gelir dağılımı bozukluğu, inanç, etnik köken ve kimlik tabanlı baskıya maruz kalan bir kesimin mevcudiyeti (Bask ve Ira Modeli) veya 
·        Ülke içindeki bir grubun dış güçlerin politika ve stratejilerine göre kullanılmak üzere finansal, idari, lojistik yönden desteklenmesi ve sözde bir ideoloji etrafında yönlendirilmesi (PKK, IŞİD, Taliban)
Uluslararası Terörün Kaynak ve Nedenleri
·        Birincisi, başta uyuşturucu ve silah kaçaklığı olmak üzere tamamen finansal rekabete ve genelde iç hesaplaşmalara dayalı mafya tipi terör faaliyetleridir. Ancak bu çatışmalarda tamamen masum insanlar ve ülkelerin alt yapıları da zarar görebilmektedir.
·        İkincisi, bir ülke içinde veya çevresinde siyasi otonom kazanmak için teröre başvurulması ve bu faaliyetin ortak çıkarlar paralelinde dış güçlerce desteklenmesidir
·        Sonuncusu ve sürekli olan terör faaliyetleri ise intikam amaçlı ideolojik ve inanç temelli (cihat) terör faaliyetleridir. Bu faaliyetleri de
-         Bireysel nedenler;  Küresel güçlerin yaptığı kitlesel saldırılarda ailesini ve yakınlarını kaybedenlerin başlattığı terör
-         Milliyetçi nedenler; ülkesini ekonomik olarak sömüren veya siyasi varlığını reddeden küresel güçleri engellemek için başlatılan terör (Filistin Kurtuluş Örgütü)
-         İdeolojik ve dinsel nedenler;  küresel sistemin modern sömürü şeklinde ortaya çıkan siyasi, finansal gücünü ve İslam düşmanlığını engellemeye yönelik terör ( El Kaide,  Taliban, IŞİD, HAMAS)
Terör Örgütlerinin Temel Yapısı
Hangi tip terör örgütü olursa olsun genelde bunların temel özellikleri değişmez. Bunları şöyle sıralamak mümkündür;
·        Hepsinin kutsal, dokunulamaz ve seçilmiş bir lideri olması gerekir
·        Hepsinin kendilerine uygun bir düşman veya hedef bulmaları gerekir
·        Hepsinin mutlaka mali kaynak bulmaları veya almaları gerekir
·        Hepsinin kabul edilen düşmanla mücadele için ideolojik bir slogan veya sembole sahip olması gerekir
·        Hepsinin paralı veya inanç bağlamında aldatılmış/ kandırılmış veya aşırı derecede ikna edilmiş insan kaynağı bulmaları gerekir
Bu temel özelliklerin hepsi bir bütündür. Bir veya ikisinin eksikliği terör örgütünün yapısını sarsar ve ömrünü kısaltır.  Tabii ki en önemli ikisi ve olmazsa olmazı mali ve insan kaynağıdır. Mücadele de bu iki unsur öncelikle ele alınır.
Nükleer Kimyasal ve Biyolojik Terör
Dünyada, 2001 İkiz Kuleler saldırısı dışında büyük çapta organize bir terör faaliyeti olmadı. Günümüzde canlı bomba, kalabalık yerlere bireysel silahlı saldırı ve araçla bombalama şeklinde yapılan terör faaliyetleri ile sıkça karşılaşıyoruz. Harp içinde veya büyük şehirlerde yeraltı treni gibi kapalı mekânlarda yasak olmasına rağmen kimyasal silahlıların da kullanıldığını gördük. Terör örgütleri ile mücadele de kararlılık gösterilemezse veya küresel sistemde insan odaklı iyileşmeler yapılamazsa en tehlikeli silah olan biyolojik silahların da kullanılması olasılığı uzak değildir.
Nükleer güvenlik konusu, uluslararası bir güvenlik sorunu olarak ilk defa Obama tarafından 2009’da Prag’da dile getirildi. Bu yönlendirici konuşmada Başkan Obama şöyle konuştu: Teröristlerin asla bir nükleer silaha sahip olmayacağından emin olmalıyız. Bu küresel güvenliğe en acil ve mutlak tehdittir. Nükleer silahlı bir terörist kitlesel bir tahribe yol açabilir.  [2] UAEK başkanına göre greyfurt büyüklüğündeki bir plütonyum nükleer bir silaha dönüştürülebilir.  Ama daha olası bir tehlike Kirli Bombadır. Klasik atma ve patlayıcı silahlar kullanılarak küçük miktarlardaki nükleer materyaller ile radyasyon yayılabilir. Buna Kirli Bomba adı verilmektedir. Bu miktarlar, üniversitelerden, hastanelerden ve güvenliği düşük diğer tesislerden elde edilebilir. Kirli Bombalar büyük bir şehri paniğe sevk etmek için yeterlidir.  Ayrıca bu bombaların psikolojik, ekonomik ve siyasi etkileri çok daha büyük olacaktır.  CIA Başkanı John Bernan Şubat ayında CBS News’a yaptığı açıklamada IŞİD’in daha önce kimyasal silahlar kullandığını ve aşırıcıların, nükleer silah yapımının imkânları dâhilinde olduğu düşünülmektedir demiştir. UAEK verilerine göre 1990’ların ortalarından yani Sovyetler Birliğinin dağılmasından itibaren bugüne kadar yetkisiz kişilerin eline geçme veya çalıntı nükleer materyal kapsamında yaklaşık 2800 illegal trafik tespit edilmiştir. Benzer bir olay da geçen sene Irak’ta meydana gelmiştir. IŞİD’den kaynaklanan nükleer terör riskinin iki yıl öncesine göre daha yüksek olduğu açıklanmıştır.
Terörle Mücadelede Nükleer Bomba Kullanılabilir mi?
Nükleer güvenlik zirvesinden bahsedilirken, 1945’den sonra yeniden bir nükleer bomba kullanılması konusu da tartışılmaya başlandı. Amerikan Başkan adayı Trump bir konuşmasında Avrupa’da ve Ortadoğu’da nükleer silah kullanılabileceğini dile getirirken[3], Rusya Devlet Başkanı Putin IŞİD’le mücadelede umarım nükleer silahlara ihtiyaç olmaz diye konuştu. [4] 2013 yılında İsrail’in topla Şam’a atılan bir taktik nükleer bomba[5] kullandığı iddia edildi.[6]  Ancak konu hakkında hiç haber yapılmadı ve Suriye sessiz kaldı. Veterans Today’in Suriye gezisinde, Rus nükleer araştırmacılarının olay mahalline giderek inceleme yaptığını ve bunun bir nükleer saldırı olduğunu doğruladığını öğrendi. Bu olay IŞİD’le mücadele zor durumda kalındığı takdirde ABD ve Rusya’nın ortak kararıyla taktik nükleer bomba kullanılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Zor durumda kalmanın kıstaslarına gelince, IŞİD’in normal veya Kirli nükleer bomba yapması,  bunu ve kimyasal/biyolojik silahları kullanması halinde taktik nükleer bombanın kullanılması mümkündür. Ülkemizin PKK ve IŞİD’le mücadele ederken bu olasılığı da dikkate alması, sınır illerinde NBC [7] tedbirlerin alınması ve eğitimlerinin yapılması son derece önemlidir.
Terörün Soğuk Savaş Sonrası Ortaya Çıkması Tesadüf mü?
Soğuk Savaş dönemi kapalı ve açık ekonomilerin belirli coğrafi alanları sıkı bir kontrol altında tuttuğu bir dönemdi. Her iki bloğun en büyük amacı, üçüncü dünya ülkeleri olarak adlandırılan bağlantısız ülkeler üzerinde nüfuz kazanmaktı. Bu bağlamda bloklar bu ülkeler üzerinde vekâlet savaşları yürütüyorlardı. Örneğin Angola’da Sovyetler ve ABD farklı yerel güçlere destek veriyorlardı. Bazen Vietnam örneğinde olduğu gibi ABD ile Sovyetlerin desteklediği yerel güçler de karşı karşıya gelebiliyordu. Ancak temelde dünya çapında bir terörü ortaya çıkaracak siyasi, ekonomik bir dengesizlik yoktu.  Soğuk Savaş bitip Küresel ekonomik sisteme geçildiğinde bütün dengeler yavaş yavaş değişmeye başladı. Bu dengesizliğe ilk reaksiyon ABD’nin 1998’de Kenya ve Tanzanya’daki elçiliklerine yapılan saldırı ile başladı. 2001’de İkiz Kuleler saldırısıyla zirve yaptı.  Ve giderek yayılarak, çeşitlenerek devam ediyor.  Küresel ekonomik sistemin beyni Finans Kapital Sistem, çok uluslu petrol ve askeri endüstri gelirlerini bankalar ve sigorta şirketleri vasıtasıyla kontrol ve yönlendiren dünya çapında etkili bir sistemdir. İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü, 2011 yılında küresel ekonomi üzerinde orantısız bir şekilde aşırı güç sahibi olan 43 bin uluslararası şirketin analizini yaptı.[8] 1318 şirketin her birisinin ağ içindeki iki ya da daha fazla, ortalama olarak 20 şirketle doğrudan bağlantısı olduğu anlaşıldı. Ayrıca bu şirketler, küresel işletme gelirlerinin yüzde 20’sini ellerinde tutsa da, hisse senetleri aracılığıyla küresel gelirin yüzde 60’ına sahip. Sonuçta, Super-Entity (Süper Birim) adını koydukları ve birbirleriyle çok daha sıkı bağları olan 147 şirket tespit edildi. Bu 147 şirket, küresel ağdaki gelirin yüzde 40’ını elinde tutuyor. Bunların çoğu finansal kurumlar. İlk 20’de;
Barclays Bank, JP Morgan Chase, The Goldman Sachs, Deutsche Bank, Merrill Lynch, Bank of New York Mellon Corp. gibi şirketler var. Sonuçta dünyanın devletler tarafından değil, çok az sayıdaki şirketlerden oluşan bir Süper Birim/Güç tarafından yönetildiği düşüncesinin komplo teorisi olmadığı anlaşıldı. Süper Birim tüm mali piyasalardaki işlemlerin % 95’ini denetleyen 14 büyük firmadan (aile) oluşmaktadır.  Bu 14 aileyi de içeren 50 büyük yapılanmanın toplam varlıkları ise 50 trilyon doları geçmektedir. Bu yapılanma 2500 şirket ve 500 milyon çalışana ulaşıyor ve 100 trilyon dolar varlığı kontrol ediyor. Süper sınıfın üyelerinden Blackstone Grubunun CEO’su Stephen Scwarzman; dünyada hemen her sanayi dalında veya sektörde 20-30 insan gelişmeleri belirliyor demektedir. Sermaye çok küçük bile olsa kardan hiçbir zaman imtina etmez. Yeteri kadar kar sermayeyi gayet pervasız hale getirir. Yüzde 10 kar garantisi, onun herhangi bir yere girmesini sağlayacaktır. Yüzde 20’nin garantisi açgözlüleşmesine, yüzde 50 küstahlaşmasına yol açacak, yüzde 100 onu tüm insanlık kurallarını çiğnemeye hazır hale getirecek, kar garantisi yüzde 300’e çıktığındaysa, artık vicdanını rahatsız edebilecek hiçbir suç kalmayacağı gibi, ölüm de dâhil hiçbir tehlike gözünü korkutmaya yetmeyecektir. [9] Böylesine tekel konumundaki bir sömürü çarkına girmiş ülkeler nasıl daha insancıl ve sosyal devlet odaklı projeler üretebilecek ve insanı teröre iten sosyal ve ekonomik şartları nasıl iyileştirebilecek? Özetle küresel ekonomik sistem ve onun dünya ülkelerindeki türev ve uzantıları karlarından vazgeçmedikleri sürece, terörün esas tabanını oluşturan insan kaynağını durdurmak mümkün olamayacaktır. Adil paylaşım, saygınlık, maddi ve manevi tatmin, kaybetmeye tahammül edilemeyecek bir yaşam standardına sahip olamayan insan ve toplulukların terörün pençesine düşmemesi için fazla bir neden kalmamaktadır.
Terörle Mücadele de Nasıl Bir Çözüm
Küresel ekonomik sistemle bütünleşmiş bir ülkede, bireyleri teröre kaptırmamak için yapılabilecek çok şey vardır. Öncelikle aile yapısını ekonomik olarak güçlendirirken çocukları küresel sistemin dijital etki alanlarından koruyucu tedbirlerin alınması gerekir. Bunu yaparken yasaklardan ziyade,  özgür düşüncenin öne çıkması, bireyin kendi kararlarını kendi verecek bir eğitimle donatılması gerekir. Bu bağlamda akıl ve bilime dayalı bir eğitim ve geleneksel toplum değerlerinin korunması önemlidir.
Kimlik edinme ihtiyacı insanın doğuştan zayıf bir varlık olmasına bağlı bir zorunluluktur. Hiçbir birey toplumsal bir çevre içinde olmadan gelişemez. Toplumdaki aidiyet ve kimlik duygusunun değişebilir olduğu unutulmamalıdır. Kimlik duygusu, yeniliğe ve değişmeye açık bir süreklilik yaşantısıdır. İngiltere’de doğup büyüyen bir Pakistanlı teröre karışabiliyor. Alt kimliğinin etkisinden kurtulamayabiliyor. Bir topluluğun üyelerinin büyük ölçüde görüş birliği içinde olduğu ve onları ortak bir paydada buluşturan kültürel ve sosyal ve psikolojik mensubiyet duygusu olmadan toplumsal birlik ve dayanışma sağlanamaz. Bu nedenle kültürel ve ulusal kimliğimiz nedir? Sorusu gündemden hiçbir zaman düşmeyen hayati ve politik bir sorudur. İnsan evladı belirli bir dine mensup olmadan da yani din kardeşlerinin oluşturduğu müminler topluluğuna katılmadan da manevi ihtiyaçlarını karşılayabilir ve bu anlamda özgün bir inanç kimliği oluşturabilir. [10]
Sonuç
·        Dinler kimlik kurucu asli öğe oldukça, dünya barışından ve evrensel bir kimlikten söz etmek boş bir hayal gibi görünmektedir.
·        Fanatizmin, etnik terörün ve ideolojik savaşların kimlik siyasetleri üzerinden yapıldığı düşünülürse, kimliğin birleştirici, kaynaştırıcı özelliği kadar ayrıştırıcı, kışkırtıcı, dışlayıcı yani kısacası “ölümcül” olabileceği de akılda tutulmalıdır.
·        Küresel ölçekte “insanlık ailesine” mensubiyet, tüm alt kimliklerin üstünde tutulabilirse ancak o zaman evrensel bir kimlikten söz edebiliriz. Küreselleşme” olgusunun bir anlamda bunu sağlayabileceği ileri sürülse de bu görüş, ciddi bir ideolojik saptırma olduğundan aldatıcıdır.
·        Şirketler hükümetlerinin izni olmadan her türlü silah ve cephaneyi, malzemeyi kar amacıyla pervasızca satıyorlar. Bunun mutlaka durdurulması ve kontrol altına alınması lazım.
·        Küreselleşme, daha doğru bir tanımla küreselleşmiş finans kapitalin “Küreselleştirme” eğilimi, kapitalist ülkeler ittifakının tüm dünyayı bir “Pazar” haline getirmesine ve finans kapitalin karlarını maksimize etme amacına matuf olduğu için dünya barışını sağlaması yapısı gereği mümkün değildir.
·        Silah üretici şirketleri hükümetlerinin izni ve haberi olmadan bazen sadece haber vererek terör örgütlerine veya bunların aracı ve taşeron şirketlerine her türlü silah ve askeri malzemeyi satmaktadırlar. Bunun mutlaka BM Atom Enerjisi Kurumu’na benzer bir kurumsal mekanizmayla kontrol altına alınması gerekir.
·        Enerji kaynaklarına sahip olmak, refahı, sosyal barışı ve demokrasiyi garanti etmemektedir. Rusya dâhil, kaynaklar sadece Batı teknolojisi ile işletilebiliyor. Üretim sonrası depolama, ulaştırma,  pazarlama da çoğunlukla kaynaklara sahip ülkelerin olanakları dışındadır. Buradan çıkarılacak sonuç, enerji güvenliği, siyasi istikrar ve terörden arınmış bir dünya için tüm bu ülkelerin 1920’lerden beri olduğu gibi hegemonyan ülkelerle tek taraflı klasik bir sömürgecilik ilişkisi yerine, bu ülkelerin halklarına harcanmak üzere daha adil paylaşım anlaşmaları yapılmasıdır.
·         Terör ortamının iyileştirilmesi, Finans Kapital Sistemin yüksek kar paylarını, güvenli ve sürdürülebilir daha az kar paylarına tercih etmesi ile mümkün olabilir. Yukarıda ortaya konan veriler ışığında bu pek mümkün görülmemektedir. O zaman her ülkenin bir şekilde yeniden ekonomik anlamda bağımsızlık savaşı vererek Küresel Sistemden çıkmaya çalışmasından başka çare görülmemektedir. Bu sağlanabilirse her ülke ekonomik ve siyasi ilişkilerini Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi ikili ilişkiler üzerinden yürütecektir. En azından kendi bütçesine daha fazla gelir sağlama olanağı bulabilecektir. Ancak bunu yapmak ve Finans Kapital Sistemin zincirinden kurtulmak çok zordur. Çünkü küresel sistemin sağladığı on binlerce ürünü kullanmaya alışmış bir toplumu, bu ürünlerin büyük bir kısmını kısıtlamaya ve onları yeniden sadece ülke içindeki kaynaklara razı etmeye ikna etmek herkesin başarabileceği şey değildir. O nedenle güçlü liderlere ihtiyaç var. 


[3] http://www.independent.co.uk/news/world/americas/us-elections/donald-trump-refuses-to-rule-out-using-nuclear-weapons-in-attack-on-europe-a6961101.html

[4]    Putin: Umarım IŞİD’e karşı nükleer silah kullanmaya gerek kalmaz 9.12.2015
http://tr.sputniknews.com/rusya/20151209/1019556613/putin-isid-nukleer-silah.html#ixzz44kpMOvPZ

[5] Şiddeti ve radyoaktif etkisi sınırlı nükleer bombalara taktik nükleer bomba adı veriliyor.

[6] Önemli iddia: İsrail, 2013'te Şam'da taktik nükleer bomba kullandı. http://haber.sol.org.tr/dunya/onemli-iddia-israil-2013te-samda-taktik-nukleer-bomba-kullandi-131228

[7] Nüclear, Biological, Chemical
[8] Bu çalışmanın raporu New Scientist adlı derginin 24 Ekim 2011 tarihli 2835 numaralı sayısında yayınlanmıştır.
[9] Karl Marks Kapital Cilt1 s. 760
[10] Prof. Mehmet Cengiz Güleç İzmir Sinerji Grubu Konferansı 15 Mart 2017

9 Mart 2017 Perşembe

AKP'nin çıkarttığı "Yurt dışında seçim propagandası" yapmayı suç sayan kanun: RESMİ GAZETE, 22 Mart 2008 Cumartesi, 26824 Sayılı (Mükerrer) Gazete


Anayasanın 94/A maddesi, 3.cü şıkkına göre 
Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.” link

Anayasa 79 madde
Değişik: 31.5.2007 - 5678/2 md.) 
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması 
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin
Genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde 
Uygulanan hükümlere göre olur

14 Şubat 2017 Salı

YSK (Yüksek Seçim Kurulu) 16 Nisan 2017 - Pazar Günü Yapılacak "Mevcut ve Mer-i Anayasa Değişikliği" Referandum Sürecine İlişkin "SEÇİM TAKVİMİ"

YSK
YÜKSEK SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 6771 SAYILI KANUNUN 16 NİSAN 2017 TARİHİNDE HALKOYUNA SUNULMASINDA UYGULANACAK
SEÇİM TAKVİMİ

NOT: 1- İlgili kanunlarda öngörülen bazı süreler 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kısaltılmıştır (3376/1; 298/Ek 4).
2- Bu Takvimde geçen "siyasi partiler" kavramından, Yüksek Seçim Kurulunca seçime katılma yeterliliğine sahip olduğu ilan olunan siyasi partiler anlaşılır.
3- Takvimde son günü gösterilen süreler, aksine bir açıklama yoksa belirtilen gün, saat 17.00'de sona erer.
4- "Seçim Takvimi"nin kesintisiz uygulanması gerekmekte olup, resmî tatil günleri de "Seçim Takvimi" açısından normal çalışma günleri gibi değerlendirilir.
5- 298 sayılı Kanunun 87. maddesi gereğince, sandık seçmen listesinde yazılı seçmenin kimliği, kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmî belgelerle belirlenir (Hangi resmî belgelerin kimliğin belirlenmesinde kabul edileceği hususu, Yüksek Seçim Kurulunca seçimin başlangıcında tespit ve ilân edilir. Şu kadar ki, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarınca tanzim ve tasdik edilen kimlik belgeleri bu maddenin uygulanmasında geçerli değildir.).
6- Yüksek Seçim Kurulunca seçim iş ve işlemlerine ilişkin çıkarılan genelge ve kararlardan Resmî Gazete’de yayımlananlar, seçime katılabilecek siyasi parti genel başkanlıklarına tebliğ edilmiş sayılır.
16 ŞUBAT 2017 PERŞEMBE
SEÇİMİN BAŞLANGIÇ TARİHİ (3376/2)
1- Seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi amacıyla kullanılan MERNİS’ten veri alımının ve güncellemenin durdurulması,
2- Muhtarlık bölgesi askı listelerinin dökümüne başlanılması,
3- Halkoylamasına ilişkin parametrelerin SEÇSİS’ten tanımlanması,
4- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kimlik bilgilerini içeren listelerin Cumhuriyet başsavcılıklarından istenerek SEÇSİS'e girilmeye başlanması ve listelerin düzenlenmesi,
5- Oy kullanılacak gümrük kapılarının ve yurt dışı temsilciliklerin ilân edilmesi,
6- Yurt dışı geçici ilçe seçim kurullarının, yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları (komisyonları) ile sayım sandık kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-A-C-E),
18 ŞUBAT 2017 CUMARTESİ
1- a) Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
b) Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin güncellenmek üzere ilçe seçim kurullarınca askıya çıkarılması ve itirazların başlaması (Saat 08.00),
2- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün www.ysk.gov.tr adresinden ilân edilmesi ve itirazların başlaması (Türkiye saati ile 08.00),
3- Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr adresinden bina esasına göre düzenlenen seçmen kayıtlarının sorgulanmasına başlanılması (Saat 08.00),
4- Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce; elektronik ortamda hazırlanan muhtarlık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, siyasi partilere SEÇSİS Siyasi Parti Portalı (SİPPORT) üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine (siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına gönderilmek üzere) elden teslimi (298/39),
19 ŞUBAT 2017 PAZAR
Gümrük kapılarında görev yapacak geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması (298/94-E),
26 ŞUBAT 2017 PAZAR
1- a) Muhtarlık bölgesi askı listelerinin,
b) Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin askıdan indirilmesi ve yapılacak itirazların son günü,
2- Yurt Dışı Seçmen Kütüğünün, www.ysk.gov.tr adresinden yapılan ilânının sonlandırılarak bu durumun tutanak altına alınması ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne yapılacak itirazların son günü (Türkiye saati ile 17.00),
3- Bina esasına göre düzenlenen seçmen kayıtlarının www.ysk.gov.tr adresinden sorgulanmasının son günü.
28 ŞUBAT 2017 SALI
Muhtarlık bölgesi askı listelerine ve Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerine yapılan itirazların karara bağlanmasının son günü,
2 MART 2017 PERŞEMBE
1- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca verilen kararların gereğinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce yerine getirilmesinin son günü, 2- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca verilen kararların gereğinin ilçe seçim kurullarınca yerine getirilmesinin son günü,          
3 MART 2017 CUMA
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce; elektronik ortamda hazırlanan Yurt Dışı Seçmen Kütüğü ile sandık bölgesi askı listelerinin (döküm süresi dâhil askı süresi içinde gerçekleşen tüm değişiklikleri içeren), siyasi partilere SİPPORT üzerinden erişime açılması, ayrıca talepleri halinde tutanak karşılığında siyasi partilerin genel merkez yetkililerine elden teslimi ve bu listelere itirazların başlaması (Saat 12.00) (298/35, 39, 42, 123),
4 MART 2017 CUMARTESİ
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere itirazların son günü (Saat 21.00) (298/123).
5 MART 2017 PAZAR
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğünde askı süresi içinde yapılan değişikliklere yönelik itirazların ilgili ilçe seçim kurullarınca karara bağlanmasının son günü ( Saat 21.00) (298/123),
6 MART 2017 PAZARTESİ
Sandık bölgesi askı listeleri ile Yurt Dışı Seçmen Kütüğündeki değişikliklere karşı itirazlar nedeniyle ilçe seçim kurullarınca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazların son günü (Saat 15.00),
7 MART 2017 SALI
Yapılan itirazların, il seçim kurullarınca kesin olarak karara bağlanması (saat 23.59).
8 MART 2017 ÇARŞAMBA
1- Siyasi partilerin genel merkez yetkilileri ile Seçmen Kütüğü Genel Müdürünün; 298 sayılı Kanunun 122, 123 ve 124. maddesinde yazılı şikâyet ve itirazlar üzerine verilen kesin kararların, Yüksek Seçim Kurulunca incelenip karara bağlanmasını istemelerinin son günü (Saat 17.00),
2- Yukarıdaki madde uyarınca yapılacak itirazların Yüksek Seçim Kurulunca karara bağlanmasının son günü (Saat 23.59),
3- Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin, Cumhuriyet başsavcılığından istenilen ikinci liste ile karşılaştırılarak değişikliklerin SEÇSİS’e işlenmesi işlemlerinin bitirilmesi ve askıya çıkarılması,
9 MART 2017 PERŞEMBE
1- İl seçim kurulunun kesin kararları ile itiraz edilmeksizin kesinleşen ilçe seçim kurulu kararlarının ve Yüksek Seçim Kurulunca verilen kararların ilçe seçim kurulları ile Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca seçmen kütüğüne işlenmesinin bitirilmesi,
2- Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre seçmenlerden ölmüş olanlar ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanların Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce işlenmesi.
10 MART 2017 CUMA
1- Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi,
2- Yurt içi seçmenlerin oy vereceği yer ve sandıkların belirlenmesi,
3- Yurt dışı seçmenler için oy kullanılacak temsilcilik, tarih aralığı ve yer bilgilerinin www.ysk.gov.tr adresinden ilânı (Türkiye saati ile 08.00),
11 MART 2017 CUMARTESİ
1- Geçici gümrük kapısı seçim kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması ve ilgililere tebliği,
2- Yurt dışı sandık kurullarının, saklama ve ulaştırma kurulları (komisyon) ile sayım sandık kurullarının oluşturulması çalışmalarının tamamlanması ve ilgililere tebliği ile bu kişilere yönelik eğitim çalışmalarına başlanılması.
3- Gümrük kapıları sandık kurullarının oluşturulması çalışmalarına başlanılması,
4- Halkoylamasında kullanılacak (yurt içi, yurt dışı ve gümrük kapılarında) birleşik oy pusulalarının basımı, basımı tamamlandıkça bir plân dâhilinde dağıtımına başlanması,
5- Gümrük kapılarında kullanılacak araç ve gereçlerin ilgili seçim kurullarına gönderilmesine başlanılması,
12 MART 2017 PAZAR
İlçe seçim kurullarınca ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerlerinin belirlenerek siyasi partilere duyurulmasının son günü (298/60-7),
14 MART 2017 SALI
Siyasi partilerin yararlanmak istedikleri ilân ve reklam yerleri ile süresini ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü (298/60-7),
15 MART 2017 ÇARŞAMBA
1- Aynı ilân ve reklam yerleri için birden fazla siyasi partinin talepte bulunması ve anlaşma sağlanamaması halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00), 2- İlçe seçim kurullarınca, siyasi partilerin yararlanacakları ticari amaçlı sabit ilân ve reklam yerleri ile süresinin belirlenmesi ve ilanı (Saat 16.00),
16 MART 2017 PERŞEMBE
1- Gümrük sandık kurullarının oluşturulmasının tamamlanması ve ilgililere tebliği ile bu kişilere yönelik eğitim çalışmalarına başlanılması, 2-Kurulun siyasi partili üyelerinden, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin birer liste düzenleyerek başkanlığa verilmesinin istenilmesi (298/22-1, 2),
17 MART 2017 CUMA
1- İlçe seçim kurulu başkanınca, siyasi partiler dışından getirilen asıl üyelerle görüşerek seçim bölgesi içindeki veya dışındaki seçmenler arasından iyi ün sahibi olmakla tanınmış, okur - yazar kimselerden, kurula bağlı seçim bölgelerindeki sandıklardan her biri için birer kişi olmak üzere sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listenin düzenlenmesi (298/22-1), 2- Seçmen bilgi kâğıtlarının dökümüne ve dağıtımına başlanılması,
18 MART 2017 CUMARTESİ
1- İlçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince, sandık kurulu başkan adaylarına ilişkin listelerin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin son günü (Saat 15.00),
2- İlçe seçim kurulu başkanınca ve ilçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerince önerilen başkan adayları arasından ad çekilerek sandık kurulu başkanlarının belirlenmesi ve SEÇSİS’e girilmesi,
19 MART 2017 PAZAR
1- Siyasi partilerden sandık kurulunda görev alacak olan üye listelerinin ilçe seçim kurulu başkanlığına verilmesinin istenilmesi (Saat 08.00),
2- Yurt içi sandık kurullarında görev alacak olan üye listelerinin siyasi partilerce verilmesinin son günü (298/23-2),
3- Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca, seçim araç ve gereçlerinin ilgili dış temsilciliklere gönderilmesine başlanılması.
20 MART 2017 PAZARTESİ
Yurt içi sandık kurulu üyelerinin SEÇSİS'e girilmesine başlanması (298/23-2).
21 MART 2017 SALI
Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı şikâyetlerin başlaması (Saat 08.00) (298/119-1).
22 MART 2017 ÇARŞAMBA
Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı ilçe seçim kuruluna yapılacak şikâyetlerin son günü (298/119-1).
23 MART 2017 PERŞEMBE
Yurt içi sandık kurullarının teşkiline karşı yapılan şikâyetlerin ilçe seçim kurulunca karara bağlanmasının son günü (298/119-1).
24 MART 2017 CUMA
İlçe seçim kurullarınca miting alanlarının belirlenerek siyasi partilere duyurulmasının son günü...
25 MART 2017 CUMARTESİ
1- Yurt içi sandık kurullarının teşkili hakkında ilçe seçim kurulunca verilen kararlara karşı il seçim kuruluna yapılacak itirazın son günü (298/119-2). 2- Yurt dışı temsilciliklerde görev alan sandık kurulu başkan ve üyeleri ile gümrük kapısı sandık kurullarında görevlendirilenlerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması.
27 MART 2017 PAZARTESİ
1- GÜMRÜK KAPILARINDA OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI,
2- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNE BAŞLANMASI.
3- Siyasi partilerin, yararlanmak istediği miting alanı ile tarih ve saatini yazılı olarak ilçe seçim kuruluna bildirmelerinin son günü. 4- Yurt içi sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlanmasının son günü (298/119-2).
28 MART 2017 SALI
1- Birden fazla siyasi partinin, aynı miting alanı için aynı tarih ve saatte tahsis talebinde bulunmaları halinde ad çekme işleminin yapılması (Saat 11.00),
2- Siyasi partilerin yararlanacakları miting alanları ile tarih ve saatlerinin belirlenmesi ve ilanı (Saat 16.00).
29 MART 2017 ÇARŞAMBA
Yurt içi sandık kurullarının oluşum işlemlerinin tamamlanması, oluşumda görev alanlara bu hususun bildirilmesi ve seçim işlerinde görevlendirileceklere ilişkin eğitim çalışmalarına başlanması (298/24-1).
30 MART 2017 PERŞEMBE
1- Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin radyo ve televizyonda propaganda başvuruları ve propaganda sırasının belirlenmesi için kuraya katılacak temsilcisi ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumu temsilcilerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü (3376/5-b).
2- Konuşma yapmayı dilemesi halinde, Cumhurbaşkanının yapacağı konuşmalar için yayın zaman ve sırasının tespiti (3376/5-b)
31 MART 2017 CUMA
Başvuran siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için Yüksek Seçim Kurulunca ad çekilmesi (298/54).
1 NİSAN 2017 CUMARTESİ
Başka bir ilde görevlendirilen kolluk güçlerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinin son günü…
2 NİSAN 2017 PAZAR
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce, başka bir ilde görevlendirilen kolluk güçlerinin listesinin ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilmesi.
4 NİSAN 2017 SALI
Sandık alanlarında görevli bina sorumlularının, kolluk güçlerinin, sandık kurulu üyelerinin ve bunları görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin SEÇSİS’e işlenmesinin bitirilmesi.
5 NİSAN 2017 ÇARŞAMBA
1- Sandık seçmen listelerine sandık alanı ve sandık kurulu görevlileri şerhinin işlenerek çoğaltılmaya başlanılması.
2- İlçe seçim kurullarınca sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasına başlanılması (298/68).
7 NİSAN 2017 CUMA
Sandık seçmen listelerinin çoğaltılmasının bitirilmesi.
9 NİSAN 2017 PAZAR
1- YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OY VERME İŞLEMİNİN SONA ERMESİ,
2- PROPAGANDA SERBESTLİĞİNİN VE BİR KISIM SEÇİM YASAKLARININ BAŞLANGICI (3376/5-a),
3- Radyo ve televizyon propaganda konuşmalarının başlaması (3376/5-b),
4- Seçmen bilgi kâğıtlarının seçmenlere dağıtımının tamamlanması.
10 NİSAN 2017 PAZARTESİ
Seçmenlere dağıtılamayan seçmen bilgi kâğıtlarının ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına Örnek: 16 No.lu Tutanak karşılığı iadesi (Görevliler 9 Nisan 2017 Pazar günü saat 17.00’ye kadar herhangi bir nedenle dağıtamadıkları seçmen bilgi kâğıtlarını ilçe seçim kurulu başkanına iade ederler),
11 NİSAN 2017 SALI
1- Yurt içi görevlilerle ilgili eğitim çalışmalarının tamamlanması,
2- Sandık kurulları başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasının bitirilmesi (298/68),
3- Seçmen bilgi kâğıtlarını herhangi bir nedenle 9 Nisan 2017 Pazar gününe kadar alamayanların ilçe seçim kurulu başkanlıklarından almaları hususunun ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca ikişer gün ara ile iki kere ilânı (Alınmayan seçmen bilgi kâğıtları da oy verme gününde sahipleri tarafından istenildiğinde verilmek üzere sandık kurulu başkanlarına teslim edilir).
12 NİSAN 2017 ÇARŞAMBA
İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi ve göreve hazır duruma getirilmeleri.
13 NİSAN 2017 PERŞEMBE
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin askı listelerinin kesinleştirilerek çoğaltılmasına başlanması.
14 NİSAN 2017 CUMA
Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin kesinleştirilen seçmen listelerinin çoğaltılma işleminin tamamlanması.
15 NİSAN 2017 CUMARTESİ
Seçim propagandasının sonu (Saat 18.00) (3376/5-b).
16 NİSAN 2017 PAZAR
OY VERME GÜNÜ
Seçim yasaklarının sona ermesi (Saat 24.00).

11 Şubat 2017 Cumartesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA "Cumhurbaşkanlığı Sistemine Dair" DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR; "21 Ocak 2017 Tarih ve 6771 Sayılı" KANUN

11 Şubat 2017 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 29976
KANUN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 6771                                                                                                          Kabul Tarihi:21/01/2017
MADDE 1 – 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 2 – 2709 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde yer alan “beşyüzelli” ibaresi “altıyüz” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3 – 2709 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmibeş” ibaresi “Onsekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4 – 2709 sayılı Kanunun 77 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi
MADDE 77 – Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.
Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.”
MADDE 5 – 2709 sayılı Kanunun 87 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 87 – Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”
MADDE 6 – 2709 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır.
“MADDE 98 – Türkiye Büyük Millet Meclisi; Meclis araştırması, genel görüşme, Meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır.
Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.
Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir.
Yazılı soru, yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir.
Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”
MADDE 7 – 2709 sayılı Kanunun 101 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“A. Adaylık ve seçimi
MADDE 101 – Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüzbin seçmen aday gösterebilir.
Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir.
İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir.
Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”
MADDE 8 – 2709 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 104 – Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.
Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.
Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir.
Kanunları yayımlar.
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.
Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.
Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.
Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder.
Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar.
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar.
Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir.
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.
Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.
Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir.
Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.”
MADDE 9 – 2709 sayılı Kanunun 105 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu
MADDE 105 – Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.
Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.
Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz.
Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer.
Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.”
MADDE 10 – 2709 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar
MADDE 106 – Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir.
Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırkbeş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı tarihte her iki seçim birlikte yapılır.
Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.
Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır ve dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.
Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da beşinci, altıncı ve yedinci fıkra hükümleri uygulanır.
Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın görevi sona erer.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır.
Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.”
MADDE 11 – 2709 sayılı Kanunun 116 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi
MADDE 116 – Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.
Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.
Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.
Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder.
Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.”
MADDE 12 – 2709 sayılı Kanunun 119 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlıkları metinden çıkarılmıştır.
“III. Olağanüstü hal yönetimi
MADDE 119 – Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.
Olağanüstü hal ilanı kararı, verildiği gün Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır; Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
Cumhurbaşkanının talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz.
Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile 15 inci maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir.
Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104 üncü maddenin onyedincifıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.
Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.”
MADDE 13 – 2709 sayılı Kanunun 142 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.”
MADDE 14 – 2709 sayılı Kanunun 159 uncu maddesinin başlığı ile birinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmış; iki, üç, dört ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; altıncı fıkrasında yer alan “asıl” ibaresi madde metninden çıkarılmış; dokuzuncu fıkrasında yer alan “kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere” ibaresi “kanun ve diğer mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir.
“Hâkimler ve Savcılar Kurulu onüç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır.
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde, her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır.
Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir.
Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.”
MADDE 15 – 2709 sayılı Kanunun 161 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“A. Bütçe ve kesinhesap
MADDE 161 – Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.
Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.
Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini her bütçenin görüşülmesi sırasında açıklarlar, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.
Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır.
Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterir. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz.
Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile carî ve izleyen yılların bütçelerine malî yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur.
Merkezî yönetim kesinhesap kanunu teklifi, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğukesinhesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Meclise sunar.
Kesinhesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez.
Kesinhesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülür ve karara bağlanır.”
MADDE 16 – 2709 sayılı Kanunun;
A) 8 inci maddesinde yer alan “ve Bakanlar Kurulu”; 15 inci maddesinin birinci fıkrasında, 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ve 19 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”; 88 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu ve”, ikinci fıkrasında yer alan “tasarı ve”; 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine,”; 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak,” ve altıncı fıkrasında yer alan “sıkıyönetim,”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, sıkıyönetim”, altıncı fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ve “Yüksek”, yedinci fıkrasında yer alan “ile Jandarma Genel Komutanı”; 153 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “tasarı veya”; 154 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yüksek”; 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları,” ve “tüzük tasarılarını incelemek,”, üçüncü fıkrasında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.
B) 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 78 inci maddesinin başlığı “D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler”; 117 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı”; 118 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları,” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları,”, “Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından” ibaresi “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından”, üçüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”, dördüncü fıkrasında yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları”, beşinci fıkrasında yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcısının”, altıncı fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı” ve “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”; 127 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının”; 131 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “tarafından”; 134 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlığa” ibaresi “Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana”; 137 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”, altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları”; 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “oniki” ibaresi “on”; 150 nci maddesinde yer alan “kanun hükmündeki kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” ve “iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve”; 151 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararname” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 152 nci maddesinin birinci fıkrası ile 153 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin”; 158 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “adli, idari ve askeri” ibaresi “adli ve idari”; 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “hükümete” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 167 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiştir.
C) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “üye tamsayısının salt çoğunluğuyla” ve 117 nci maddesinin üçüncü fıkrasının başına “Cumhurbaşkanınca atanan” ibareleri eklenmiştir.
Ç) 108 inci maddesinin birinci fıkrasına “inceleme,” ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma,” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasında yer alan “Silahlı Kuvvetler ve” ibaresi madde metninden çıkarılmış; üçüncü fıkrasında yer alan “üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından,” ibaresi “Başkan ve üyeleri,” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir.
D) 146 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “onyedi” ibaresi “onbeş” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibaresi ile dördüncü fıkrasında yer alan “, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
E) 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 96 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 117 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 127 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 150 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 91, 99, 100, 102, 107, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 120, 121, 122, 145, 156, 157, 162, 163 ve 164 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 17 – 2709 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 21 – A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.
B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir.
C) Anayasanın 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek onbeş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir.
D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder.
E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak;
a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler.
b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.
Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir.
F) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur.
G) Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.
H) Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.”
MADDE 18 – Bu Kanun ile Anayasanın;
a) 8, 15, 17, 19, 73, 82, 87, 88, 89, 91, 93, 96, 98, 99, 100, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler ile 114 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgaları yönünden, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124 ve 125 inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 127 nci maddenin son fıkrasına dair değişiklik; 131, 134, 137 nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 148 inci maddenin birinci fıkrasındaki değişiklik ile altıncı fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresine dair değişiklik, 150, 151, 152, 153, 155 inci maddenin ikinci fıkrası, 161, 162, 163, 164, 166 ve 167 nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile geçici 21 inci maddenin (F) ve (G) fıkraları, birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte,
b) 75, 77, 101 ve 102 nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte,
c) Değiştirilen diğer hükümleri ile 101 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin ilgası bakımından yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.
10/02/2017